Ağız Kelimesinin İngilizcesi ve Almancası

Türkçe İngilizce Sözlük

ağız
oral
ağız
mouth, facial feature above the chin and below the nose; stoma, mouth or mouthlike opening (Zoology); jaws; opening, edge, brink; muzzle, barrel end of a firearm; beak; chop, embouchure; gob, jaw, keen edge, orifice, outlet, vent, ventage
agız açıklığı
rictus
ağız arama
explorative talks, exploratory talks, fishing, kite flying
ağız aramak
sound out smb., take a sounding, pump, fly a kite
ağız boşluğu
mouth cavity
ağız değiştiren kimse
shuffler
ağız dolusu
mouthful
ağız iltihabı
stomatitis
ağız kalabalığı
loquacity, rant
ağız kavgası
bust up, words, quarrel, altercation, battle of words, wordy warfare, slanging match, row, spar, spat, squabble
ağız kavgası etmek
bandy words, spar, squabble, spat
ağız kısmı
embouchure
ağız kokusu
halitosis
ağız kokusu pastili
cachou

Türkçe Almanca Sözlük

ağız
Mund [der], Klappe [die]; Maul [das]; Schnauze [die]; "Auslauf [der]; Einfluß [der]; Dialekt [der], Mundart [die]; (b
ağız açmak
zu reden anfangen.
ağız açmamak
nicht ein einziges Wort sagen.
ağız aramak
auf den Busch klopfen.
ağız armonikası
Mundharmonika [die]
ağız dalaşı
s Wortstreit.
ağız ile kuş tutmak
sehr fähig sein.
ağız kavgası
Wortwechsel [der]
ağız kokusu
Mundgeruch [der]
ağız şakası
s Scherzwort.
ağız satmak
angeben
ağız sıkılığı
Diskretion [die]
ağız suyu
r Speichel.
ağız tadı
Behagen [das]
ağız tadıyla
behaglich.